Denemeler

Özgürlüğe Doğru (Bölüm 4)

Luk’un Günlüğünden

Gecenin sessizliği dans ediyordu benimde. Bundan daha sakin ve huzurlu manzara olmaz. Büyük kent yaşamından sıkılıp, kendini dağlarda yaşamaya adayan ben, herhali ile hissediyorum bu büyüleyici yaşamı. Rüzgarın esmesiyle gölün harekelenmesi, yaprakların birbirine çarparak çıkardığı doğanın kendine özgü sesleri ruhumu okşuyor. Doğanın bana verdiği huzur aslında ruhumu rahatsız ediyordu. Geçmişin bende bıraktığı izler hastalıklı bir ruh gibi üzerime çöküyor. Alkole boğulmuş gözlerim beni geçmişin karanlık yüzüyle yüzleştiriyor.

Henüz 12 yaşımdayken, babamın beni zorla kiliseye götürmesi, kaçtığımda bana tavan arasında verdiği cezalara götürüyordu beynim beni. Hiç unutmuyorum o anı küçük kardeşim ve birde arkadaşımla birlikte kiliseden kaçmıştık. Kilisenin hemen yanında ki ormanlık arazide bekliyorduk ayinin bitmesini. Kalabalığa karışıp geri eve gidecektik. Sanki oradaymış gibi ama ormanda biraz ilerledikten sonra kaybolduk. Orada beklemeye karar vermiştik kardeşim daha  9 yaşındaydı. Bana kızıyordu neden kaçtık ki şimdi babam bize çok kızacak. Haklıydı da kızmakta. Yolu bulamamıştım. Aradan 2 saat geçmişti sanırım bizi buldular. Korkudan hiç sesimi çıkaramamış babamın arkasında eve doğru ilerlemiştik kardeşimle ve arkadaşımla birlikte. O gün beni tavan arasına kilitledi yemek bile vermedi. Kardeşimi çok severdi, ona aynı cezayı vermedi babam. Onu çok sevdiği için nefret ederdim ondan. Her zaman bana yaramaz, haylaz gözüyle bakar ve kardeşimi de, kendime benzeteceğim diye sürekli azarlardı. O gece çok fırtına vardı. Çatının camına bahçedeki ağacın dalları vurdukça çok korkuyordum, duvarın köşesine çekilip kollarımı dizlerime sardım. Kafamı dizlerimin üzerine kapattım. Karanlığı görmek istemiyor gözlerimi sıkıca kapatıyordum. Ellerimle de kulaklarımı kapattım. Gök gürültüsü ve şimşekler beynimde çakıyordu sanki.

Merdivende ayak sesleri duydum sevinmiştim!! babam beni çıkaracak diye ama annemdi. Gizlice bana yemek getirmişti. Annem beni buradan çıkarsa babam ona da çok kızardı. Çok asabi, huysuz, sert, sinirli, kural tanımaz adamın biriydi. Babam demir yollarında frenci, demir yolu bekçiliği gibi işlerde çalışıyordu. Kimse korkusundan bir şey isteyemezdi.  Annem ise aksine çok yumuşak kalpli  biriydi. Ama her zaman yüzünde mutsuzluk, bıkmışlık, gürültü ve patırtıdan bunalmış zavallı bir kadına bürünmüştü zamanla. O gece çok korkmuş ve uyuyamamıştım. Gözlerimi kapatsam da, rüzgarın uğultusu ve dalların cama vurarak, çıkardığı gıcırtılar bir anlık uykumdan uyandırıyor.  Bir daha uyuyamıyordum. Odanın içinde, köşede yere serilmiş eski bir yatak vardı. Hemen sağında eski kullanmadığımız eşyaları koyduğumuz dolap vardı. Yanında duran gaz lambası, dolabın gölgesini yatağa yansıtıyor ve oda sanki kocaman bir hayalet gibi duruyordu. Camlar eski ve arasından süzülen rüzgar lambanın ateşini hareketlendiriyor, sanki hayalet hareket ediyordu. Rüzgarın uğultusu da ona eşlik ediyor ve dahada ürperiyordum. Rüzgar çatıyı uçururcasına esiyordu. Rüzgarın uçurduğu yaprakları hayal meyal görebiliyordum.Çok korkunçtu bir ara gözlerim dalmıştı sanırım uyumuşum biraz. Uyandığımda hava sakinleşmiş ti hemen camın yanına gittim ve aşağıdan gelen sesleri dinledim. Babam ve annem aralarında tartışıyor, annem babama yalvarıyordu. Yerime oturdum ve olanları anlamaya çalışıyordum ki kapı açıldı. Babam hemen hazırlan senin haylazlıklarına daha fazla göz yummayacağım dedi. Hiç anlayamamıştım babam beni kolumdan tuttu ve atın arkasına oturttu. Yol boyunca hiç konuşmadık. Evimizden 50 mil uzaktaki yatılı bir okula götürdü. Buraya alışsan iyi olur çocuk sadece tatillerde geleceksin eve. Disiplinli çalışkan ve dinine bağlı bir çocuk olmayı öğreneceksin dedi…. kafamı sallayarak onu onaylamıştım.  1855 yılının sonlarına doğru tam öğle vaktiydi 8 numaralı odaya girdik. Orada iki kişi vardı biri iri yarı kafasında gür saçları olan sert mizaçlı kaşları çatık esmer bir adam. Diğeri de ince zarif uzun sarı saçları olan çok kibar bir hanımefendi. O gün başlamıştı ailemden ayrı bağımsız yaşam hikayem. Bir dahada eskisi gibi olmadı zaten.

Şimdi bu güzel ortamda yaşadıklarımı anımsıyorum. Beni arındırıyor. Tüm hayatımı sanki dün yaşamışcasına gözlerimin önünden geçip gidiyor ve beni sıfırlıyordu sanki. Milyonlarca yıldızın bulunduğu gökyüzünden sanki günahlarım da kayıp gidiyordu tek tek özgürlüğe doğru..

ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU 1

ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU 2

ÖZGÜRLÜĞE DOĞRU 3

Related Posts

One thought on “Özgürlüğe Doğru (Bölüm 4)

  1. cihan dogan dedi ki:

    küçükken bende çok dışarıda olmayı severdim annem zorla eve götürürdü beni Kuran kursuna giden arkadaşları görürdüm sabah gider öğlen gelirlerdi sonra okula giderlerdi bir kaç kere denedim gitmeyi kursa yapamadım kaçtım hep 🙂 derede yüzmeler gezmeler zillere basıp kaçmalar yapardık komşunun eriğine dalardık unutulmaz 90lı yıllar ahh ahh 🙂

Bir Cevap Yazın