Sana Aşkı Anlatım mı?

Sana aşkı anlattım mı yani hayatın ta kendisini….

Okuyacağı son dize olacağını bilmiyordu Emir.
Atsız’ın, ‘ yolların sonu’ kitabından; Kahramanlar can verir, yurdu yaşatmak için.

Elinden yavaşça kenara bıraktı kitabı.
Gözü hiçbir zaman yanından ayırmadığı masanın üstünde duran, çocukluğunun sisli sokaklarından hayal meyal anımsadığı tek gerçek olan Selin’le olan resmine ilişti.

Ekmek arası domates ve su ile karınlarını doyurdukları, oyun oynarken dizlerini parçaladıkları kara önlüklü günlerin tek hatırası idi Selin, Çocukluğunun İzmir sokaklarında.

Birden gözünün önünde canlandı Konak sahilinde, kordon boyunca kumru kovalayıp , yorulunca bahçeden taze koparılmış çağla yerken buldu kendini, Tuzu çok, fakat tadı bir daha gelmeyecek günlerin birinde Selin’in kara gözlerinde buldu kendini.

Hiç unutmadığı ve aklından hiç çıkaramadığı o an ve Selin’in sorusu ile;

Az ilerde, koklaşan kumruları göstererek;

  • Kuşlar Aşık olur mu? dedi Selin.
  • Bilmem ki dedi Emir.

Gözlerin kaçırıp denizin mavisinin derinliklerine gömerken , kendisi çoktan uçmuştu Selin’in gözlerinden kalbinin en sevgi dolu kuyularına.

Uzaktan Emir’in babası geldi elinde kamerası ile, çiği üzerinde kurumamış çağlaları , çiğdem çitler gibi bir bir yerken çocuklar.

-Çocuklar dedi. Haydi! Bir resminizi çekeyim sizin.
-Sevindiler, yarın üzüleceklerini bilmeden, ve sevgilerinin bekli de yarın çığ gibi büyüyecek aşklarının tek canlı hatırasının bu resim karesi olduğunu düşünemeden.

Az ileride ki; kumru geldi Selin’in aklına.

-Emir dedi, hadi kumrular gibi sevgili olalım, aşıklar gibi sarılalım öyle resim çekilelim.

Peki dedi Emir.

Bir ömre sığdıracakları aşkı, bir fotoğraf karesine sığdırmıştı deklanşörün sesi ve ömürleri boyunca aşkın iki sarılmasından ilki…

Emir’i elinden tutarak hadi dedi gidiyoruz babası, ve kumrunun erkek olanı aynı anda havalandı, sanki anlaşmışlar gibi Selin’inde dişi kumrunun da bilmedikleri sessiz veda zamanı.

Yıllar geçmişti, İstanbul’a taşındıklarından beri Emir’lerin.
Arada Samatya sahiline inerdi, anımsamak için çocukluğunu ve Selin’i, kayaların üstüne oturarak yaşamak isterdi o günleri fakat denizin mavisi soluk, etrafta boyoz kokusu yok ve çağla da bulunmazdı fakat dalardı gökyüzüne gözleri ve ne zaman inse bir martı süzülürdü tek başına o her sahile indiğinde.

Emir polis kolejini bitirmiş komiser olmuştu özel harekat timine.
Selin ise Cerrahpaşa hastanesinde tıp doktoru .
Kesişmişti yolları , birbirinden habersiz yine aynı şehirde.
Haber de alamamışlardı o geceden sonra bir daha birbirlerinden.

İkisinin de elinde bir tek kare fotoğraf ve içlerinde baktıkça büyüyen, kavuşacaklarını umutla bekleyen her gün fidan fidan büyüyen aşk vardı koskoca çınara dönüşen.

Karakol amirliğinden yapılan Telsiz sesi ile kendine geldi Emir.
‘ Tüm özel harekat birimlerinin dikkatine Kum kapı’da silahlı eylem’
Apar topar fırladı yerinden, Silahına şarjörünü taktı ve çelik yeleğini giymeden, acele ile iliştirdi resmi ceketinin sol üst cebine ve hızla intikal etti Kum kapı ’ya.

Selin’in ise ilk nöbeti ve ilk gecesi.
İçinde ki; tarifsiz duygu heyecan mı? yoksa karamsar bir his mi bilemedi?

Bir kumru ise uçuyordu tek başına akşamın alacakaranlığında.

Hükümetin verdiği tavizler yüzünden terör örgütü azmış, güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlamıştı.

Dağda yok olma sürecine gelen terör şehre inerek adeta can bulmuştu, hükümet yetkililerinin yanlış politikaları yüzünden.

Kendini bilmez bir grup alçak, şehre korku sarmak adına Kum kapı karakoluna önce roket atmış, ardından da Kalaşnikof ve Biksi ile tarayarak İki  kahraman karakol polisini Şehit ederek kaçmıştı.

Sultanahmet ve Laleli çıkışını tuttu Emir ve arkadaşları.

Kum kapı’da yabancı şubenin olduğu yerde kıstırdılar hainleri.

Yabancı şubede ki polislerin de içine girdiği film sahnelerini aratmayan çatışma başladı Avrupa’nın ortasın da İstanbul’un bağrında.

Tek tek düşüyordu yere hainler, Kanası ile bir çok haini başından keklik gibi avlamıştı Emir.

Bir kumru ise silah seslerine aldırış etmeden, hava da süzülüyor Emir’i gözetliyordu sanki.

Ne oldu ise o anda oldu.

Emir’in yerini fark eden bir hain, elinde bulunan RPG-7 ile Emir’in bulunduğu noktayı hedef aldı ve ateşledi roketi.

Bir anda her yer toz bulutuna döndü, etraf çam kırıkları ve metal parçaları…

Emir’in son anda fark ettiği hainin başına, son akta sıktığı Kanas mermisi intikam alırcasına saplanmış ve leşini yola sermişti.

Fakat roket mermisinin, verdiği hasardan fırlayan metal parçası şarapnel etkisi yaratıp Sol üst kaburgalarının arasına saplanmış ve Emir’i ağır yaralamıştı.

Bir anons düştü Selin’in görev yaptığı hastanenin acil servisine, Kumkapı’ya acil ambulans yaralı polislerimiz var.

İçi cız etmişti orada bulunan herkesin, fakat Selin’in boğazı düğümlenmişti yutkunamadı, nerden bilirdi ki; az sonra getirecekleri kahramana son kez sarılacağını ve aradığı aşk’ın kucağında ebedi olacağını.

Hızla olay yerine gelen ambulanstan inen görevliler, roket isabet eden binanın üst katına güçlükle çıktılar. Bina enkaza dönmüştü ama ulaşmalırı da şart ve görevdi.

Emir’e ulaştılar, göğsünde kalın bir metal parçası saplı idi ve kan kaybediyordu.

O esna da görevlilerden Deniz hemşire fark etti, Emir’in sol tarafında yerde kanadına taş parcası isabet etmiş yatan kumruyu.

Roket’in isabet ettiği anda alçak irtifada uçtuğu için parçalanan duvarlardan fırlayan bir taş isabet etmişti kanadını delerek karın bölgesine.

Emir ile beraber sedyeye yaralanan Kumru’yu da alarak hızla siren sesli ağıt yakarak Cerrahpaşa acil servise yol aldılar.

Kapıda karşıladı Selin gelen kahramanı ve az sonra fark edeceği aşkını.

Deniz hemşire ise sıcacık avuçlarının içine aldığı kumruyu hemen karşıda bulunan veteriner doktor Kürşat’ın kliniğine götürdü.

Acele ile indirdiler Emir’ sedyeden ve hazırlanmış olan ameliyathaneye götürdüler çok kan kaybetmişti.

Elinde bisturi ile üniformasını keserken fark etti Selin, şarapnelin saplandığı kalbinin üstünde sol üst cebinde duran fotoğrafı arkası kandan al al olmuştu.

Yazık dedi içinden, kim bilir hangi sevdiği idi resimde ki; belki karısı belki de sevgilisi.

Eli eline değdiği an hafif bir gülümseme belirdi Emir’in yüzünde son gücüyle, belki Selin’i hissetmiş aşkını bulmuş belki de Tanrıdağı’ndan Kürşad, Mete, Atsız Ata  ve Mustafa Kemal gülümsemişti kahramanı karşılarken Türk’ün ulu çerileri.

Çok kan kaybetmişti Emir.

Selin’ fotoğrafı aldı eline ve dona kaldı, dünya dönmeyi bırakmış, zaman akmaz olmuştu.

Gözleri doldu, ve göğsüne düşen iki damla yaşın ardından, aşkım diyebildi.

İstemsiz bir hareketle sarıldı, Emir’e ve haykırdı. – Aşkıımmmmmm Neden…

Gözlerinde gülümseme ile başı düştü Emir’in ve son bir güçle.

Aşkım diyerek fısıldadı.

Kahramanlar can verir.

Yurdu yaşatmak için.

Olduğu yere yıkıldı Selin Bulduğu anda kaybettiği çocukluk aşkının gözlerin önünde Şehadet şerbeti içerek Tanrıdağın’a intikal etmesini izleyerek.

Kürşat ise kumrunun karnından taşı çıkarmış ama taş parçalamıştı kumrunun karnını fazla dayanamadı acıya ve kapadı kumru minnacık gözlerini emir ile aynı anda.

İzmir kordon da, minik bir kız çocuğu denizin mavisinin derinliklerine aldırmadan işaret etti, suyun üzerinde bedeni cansız dişi kumruyu anne bak bir kumru ölmüş…

Hakkari de hayatını kaybeden kahraman Şehitlerimizin ruhları şad mekanları cennet olsun………..

Zamanda Yaşa ( bölüm 1)

Sana Aşkı Anlatım mı?” için 10 yorum

  1. Çok güzeldi, önce göz atacaktım yazıya ama sonra yazı beni içine çekti ve hiçbir kelimesini kaçırmadan bir nefeste okudum. Şehit haberlerinin gelmediği güzel günlerde, sonu kavuşmalı biten benzer bir hikaye daha bekliyoruz o güzel kaleminden.

    1. Mehaba degerli yorumuz için çok teşekkürederim. Sonu kavuşmalı biten bir aşk hikayesi mutlaka yakın zamanda yazacagım.

Bir cevap yazın