1841 Zamanda Yaşa (bölüm 5)

 

Havanın sakinleşmesiyle zaman kaybetmeden yola çıktık. Limana gelmemiz akşamı bulmuştu. Uzun yolculuğumuz buradan sonra başlayacak….

Limana geldik artık. Hayatımızı değiştirecek olan o gemiye binecektik 2 saat sonra. Uzun bir yolculuk olacak bunu biliyorum ama yinede içim içime sığmıyor, kendimi düşünmekten alıkoyamıyorum. Korkuyorum biran gitmek istemedim annemi burada bırakıp.  Gitmek zorunda olduğumuz da biliyordum. Liman çok kalabalıktı herkes gemiye binmeyi bekliyordu. Çevrede işsiz güçsüz takımı, aylak, aylak dolaşan serseriler. Köşede saklanmış insanların eşyalarını gözetleyen fırsatçı hırsızlar. Acınacak haldeydi hepsi. Çuvallarla buğday taşıyan hamallar vardı etrafta. Bütün yol boyunca buğday yiyecektik, başka yemek yok fakirlerin bindiği bu gemide. Üzerlerinde beyaz uzun açık renkte ensar giymişler. Fakat çamurdan ve pislikten rengi kaybolmuş bazı yerleri yırtık farklı kumaşlarla yama yapılmış üst üste. Bu soğukta sahipleri tarafından çalıştırılıyorlardı. Hata yapmalarına fırsat yoktu. İnsanlar İçinde eşyaları bulunan çuvalların üzerine oturmuşlar soğuktan titriyorlar kim bilir saatlerdir bekliyorlardı. Küçük çocuklar ağlıyordu, huzursuzlar ve durmuyorlardı. Gemi oldukça eski bazı yerleri kırık döküktü, içi ise harabe gibi.  Limanda balık avlayan sandallar, kenarlarda bekleyen köleler, sahiplerin peşinde onların mallarını taşıyor kayıkların temizliğini ve bakım onarımını yapıyorlardı. 

Zaman geldi!! içimde bir huzursuzluk vardı. Kendimi ölecek gibi hissetmeye başladım. Allen’la vedalaştık. Herkes birbirini iterek gemiye binmeye başladılar. Kimse birbirini görmüyor bile soğuk donmuşlardı. Biran önce ısınmak ve uyumak için birbiriyle yarışıyordu. Sonunda gemiye bindik. Babamla birlikte kendimize bir köşe bulduk . Hemen oraya oturduk geminin içinde sadece bir mutfak bölümü vardı camları kırık dökük açık yerlere naylonla kapatılmış. Yerler eskimiş tahtalarla döşenmiş çok eski duruyorlardı. Allen bize iki tane battaniye vermişti arabasından birini alta serdik diğer battaniyeyi de üzerimize sarındık. Etrafımızda hiç tanımadığımız insanlar şaşkın, şaşkın birbirini inceliyorlardı. Gemi harekete geçmiş ti gidiyorduk artık. Çok zaman geçmeden hava karardı. İçeriyi aydınlatan 3 tane gaz lambası vardı sadece bir tanesi hemen çıkış kapısının yanında duruyordu, tuvalet ihtiyacı olan onu kullanıyordu. İçerisi çok aydınlık değildi herkes aralarında mırıldanıyor, sessiz şekilde konuşuyorlardı . Hepsinin yüzünde bir umutsuzluk ne yapacaklarını nereye gideceklerini yaşamlarını nasıl idare edeceklerini düşünüyorlardı sanırım. Tam karşımızda hamile bir kadın oturuyordu. Üzerinde siyah tüm bedenini kapatan bir kıyafeti vardı. Yüzü de kapalı sadece gözleri görünüyordu. Sürekli  kocasına söyleniyor, gittikleri yerde nasıl geçineceklerini tartışıp duruyorlardı. Hemen yanında sıska, çelimsiz 12 yaşlarında bir çocuk vardı. Onun oğlu olmalı garip hareket ve tavırlarla etrafı izliyor , bazen geminin zemini de avucunda tuttuğu, beyaz bir taşla garip şekiller çiziyor, sonra kazağının koluyla onları silmeye çalışıyordu. 

Gemide çalışan iki işçi vardı biri mutfak tarafında diğeri ise diğer işlere bakıyordu . Mutfak tarafında yemek ile ilgilenen bir zenci, diğeri ise bir beyazdı. Gemide buğdaydan basla yiyecek bir şey yoktu uzun zaman tek yiyeceğimiz buğday su ve ekmekten başka bir şey değildi. 

Yol çok uzun ve yorucuydu daha ilk günden sıkılmaya başlamıştım. Kopkoyu karanlığın içinde zihnim de düzensiz bir gelecek hikayesi vardı. Zamanla her şeyin düzeleceğini hayal etsem de belkide, gelecek bana daha da karanlık gelecekti kim bilir belkide hep bahar olacaktı…….

Zamanda Yaşa Bölüm 4 için tıklayın..

 

1841 Zamanda Yaşa (bölüm 5)” için 2 yorum

  1. 1841 yazılarınız gerçekten çok başarılı. Sanki o zamanda yaşıyormuşum gibi hissediyorum. Bu seriye devam etmenii dileriz. Benzer yazılar da kaleme dökmeniz büyük temmennim.

Bir cevap yazın